Mleçino’da İlk Direnişin 26. Yılı Anıldı
















Bu yıl da 24 Aralık 1984 yılında komünist totaliter rejimin başlattığı Bulgarlaştırma sürecine karşı ilk direnişin yapıldığı Mleçino (Sütkesiği) köyü meydanında anma töreni gerçekleştirildi. Etkinlik, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Ardino (Eğridere) İlçe Yönetim Kurulu tarafından düzenlendi. Bu münasebetle yüzlerce kişi yaşanılan bu kötü olayları anarak geçmişten geleceğe ders almak için bir araya toplandılar. Törenden önce köy camiisinde mevlit okundu. Mleçino çocukları Lyuben Karavelov Halk Kültür Evi Sekreteri Nevin Ahmed’in yönetmenliğinde sundukları edebiyat programıyla misafirleri selamladılar. 26 yıl önceki havayı Dr. Sabri İbrahim Alagöz ve Zülkef Yeşilbahçe’nin şiirleriyle canlandıran çocuklar seyircileri duygulandırdılar. Öyle ki yürekler doldu taştı. 

Düzenlenen anma töreninde HÖH Ardino İlçe Başkanı ve Ardino Belediye Başkanı Resmi Murad, HÖH Merkez Karar Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Parlamento Grubu Başkan Yardımcısı Lütfi Mestan, Kırcaali HÖH Milletvekili Necmi Ali, HÖH İl Başkanı ve Cebel (Şeyhcuma) Belediye Başkanı Bahri Ömer ve Belene mağdurları adına Sadulla Hayrullah konuşma yaptılar. Anma kürsüsünde daha 24 Aralık 1984 yılı olaylarını teşkilatlandıranlardan Rufat Yağcı ve Recep Taşçı, Siyasi Mağdurlar Vakfı Başkanı Halil Küçük, Kirkovo (Kızılağaç) Belediye Başkanı Şükran İdriz, Momçilgrad (Mestanlı) Belediye Başkanı Erdinç Hayrulla, Çernooçene (Yenipazar) Belediye Başkanı Osman Aydın, HÖH Kırcaali Gençlik Kolları Başkanı Ahmed Habip, Kırcaali Belediye Ombudsmanı Hakif Emin ve Ardino Meclis Başkanı Aydın Serkan yer aldılar. 

Halka hitaben ilk konuşmayı ev sahibi konumundaki Resmi Murad yaptı ve dedi ki: “Mleçino meydanında gerçekleşen protestoya katılan insanlar kahramandır, en büyük kahramanlar ise onun bedelini hapislerde yatarak ödeyenlerdir. Onları her zaman saygıyla anacağız, aramızda olmalarını rica edeceğiz ve bu günü her zaman anacağız. Bu günün kahramanları sizlersiniz. Eğer bu günleri anmazsak, saymazsak unutalacak. Bugün partimizin gururu,

Parlamento'da sözcümüz Lütfi Mestan ellinci yaş gününü kutluyor. İzninizle kendi adımdan ve sizlerin adından doğum gününü tebriklerken daha 50 yıl böyle yüksek seviyelerde Türkleri temsil etmesini diliyorum. Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin iktidarda olduğu yıllarda gemimiz istediğimiz yönde yüzüyordu, çünkü rüzgarı istediğimiz yöne estirerek halka iyi bir hizmet veriyorduk. Bugün ise durum farklı. Biz yine gemideyiz, yüzüyoruz ve yine onu yönetiyoruz ama, rüzgar bize karşı esiyor. Bu durumlarda bile gemi yönetmesinde tecrübe kazandık. Biz hedeflerimize ulaşmamız için yelkenlerimizi nasıl ayarlayacağımızıe biliyoruz. Yani gemimiz yine köylerimize ulaşacak ve hizmetlerini sunacak. Bu başarımızı hep beraber çalışmalarımızla gösterdiğimizi düşünüyorum. İnşallah, sizler bunu önümüzdeki zamanlarda daha da iyi bir şekilde kanıtlayacaksınız. Çünkü şimdiki rüzgarın estiği yönü diğer partilerden kullanmak isteyen kişiler olacak. Onlar da, bizim gemimize destek olan rüzgar var, diyecekler. Ama şunu bilin ki onlar o geminin yönünü kullanacaklar ama hizmetini buraya getirmeyecekler. Çünkü o siyasi güçler bizim sorunlarımızı paylaşmıyorlar."

Bahri Ömer konuşmasında ise: "Eskiden bu zamanda tütün alım kampanyası bitiyordu. Tütünün fiyatı ve primin ne kadar olacağını biliyorduk. Şimdi ise bir belirsizlik var. Burada yapılacak çok işler var. Gerekirse birliğimizi başka başka hareketlerle göstereceğiz, biz varız diyeceğiz. Hiçbir zaman elimizdeki nafakayı vermedik, bundan sonra da vermemeliyiz. Hep beraber en doğru yolu bulup meydan okutmayacağız. Aynı zamanda kültürümüzü yaşatacağız, oldukça dernekler kurup onu ayakta tutacağız. 1993 yılından beri Türkçe kitaplar basılmıyor, Türkçe okunuyor diyecek kadar az okunuyor. Bu yönde elimizden geleni yapacağız. Daha altmışlı yıllarda Türk tiyatromuz vardı. Onu canlandırdık ve kültür bakanımız Vejdi Raşidov'un annesinin adını verdik, fakat buna rağmen onu kapattı. Zaten hükümetin gaflarının sonu yok. Bu böyle ne zamana kadar devam edecek, bir Allah bilir. İki seçimi bir günde yapacağız dediler ama, üçü de bir arada olabilir. Partimizin il ve ilçe teşkilatları var, yani sağlam bir gücümüz var, temelimiz var. Bu güç sizden geliyor. Bu güç oldukça, düşündükleri kalleşliği gerçekleştiremeyecekler", dedi.

Onun ardından Necmi Ali : "26 yıl önce burada haklarımız ve özgürlüklerimiz için savaş başlamış. Nerelerden nereye geldik. Bilindiği gibi sekiz yıl iktidardaydık ve bu zaman zarfında Bulgaristan'ı Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi oldu. Bu dönemde gençlerimize halka hizmet amacıyla çeşitli devlet makamlarında görevlendirdik. Böylece hak ve özgürlüklerimiz gelişti. Ama sanırım, Sayın Genel Başkanımız Ahmed Doğan'ın o zamanki mesajını unutur gibi olduk. O demişti ki, Hak ve özgürlükler ebediyen verilmiş değildir, hak ve özgürlükler için sürekli savaşmamız gerekiyor". Görüyoruz ki, iktidar değişince hak ve özgürlüklerimize saldırı başladı. Sadece dinimiz ve kültürümüze değil, ekonomi haklarımıza da saldırdılar. Hatta Bulgaristan Ulusal Televizyonu'nda (BNT) yayınlanan beş dakikalık Türkçe haberleri bile çok gördüler. 2011 yılı bütçesinde tütün primleri öngörülmüyor. Bu da bizleri ekonomi açıdan sıkıştırıp buralardan uzaklaştırmaya yönelik yapılıyor. Ama bu olmayacak! AB Parlamentosu'nda temsilcilerimiz var. Hiçbir zaman, hiçbir kimse bizim sesimizi susturamayacak. Geçen günlerde bazı siyasi güçler "HÖH'ün sonu geldi!", şeklinde yorumlar yaptılar. Bu devletin geleceği hak ve özgürlük olmadıkça ilerleyemez. Bizi bölmeye çalıştılar, müftülük konusunda, şimdi ise tütün. Biz savaşımızı sonuna dek vereceğiz. Hiç kimse kendi kendine kabul ettiği bir kanunla halkımızı silip süpüremez. Biz beraber oldukça, bizler ile, baş başa, karşı karşıya oturup tartışacaklar ve bizim haklarımızı verecekler", şeklinde konuştu.

Belene mağduru Sadullah Hayrullah ise: "Yıllarca hapislerde olduğumuz sürede barıştan, güzellikten, özgürlükten yana dostlarla konuşmayı çok arzu ettik ve bugün burada hep beraber olmamız çok mutlu bir olay. Dostluğumuzu, hoşgörümüzü birbirimize ekleyip binalar yapmayı, önümüzde yolların aydın olması için beraber olmamızın onurunu yaşıyoruz. Çünkü alimler şöyle demişler: "Yok ise kalbinde sevgi, merhamet, yoktur Allah'ın evinde keramet". O zamanlarda bizleri destekleyecek eş dost, güç aradık, ama bulamadık, çünkü zaman öyleydi. Ve ben çilelerimizi ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'e anlatmak istedim sanki yanımızda olup yardım edecekmiş gibi. Bu 5 Ocak 1985'te yazdığım Atama Çağrı" şiiriyle oldu. İzninizle sizlerle paylaşacağım. Dilerim Türkiye gücümüzü kuvvetimizi er meydanlarında nasıl doldurmuşsa, her tarafımız öyle dolsun taşsın! Herkes görsün ki bu azınlık kimsesiz değil. El ele vererek birlik beraberlik içinde yaşamayı, barışı sevenleri milliyetçilik ruhunda değil, insanlık ruhunda yaşamak istediklerini görsünler", dedi.

HÖH Başkan Yardımcısı Lütfi Mestan: "Allah'ın emriyle bu gün 50 yaşını dolduruyorum. Bu doğum günümde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. 26 yıl önce Tırnovo'da üniversite öğrencisiydim. Belki sizler burada savaş yürütüyorken ben şenleniyormuşumdur. Bundan dolayı bugün Bulgaristan Parlamentosu'nda dördüncü kez milletvekiliysek, bunu sizlere borçluyuz. O zamanlarda halkımıza sahip çıkanlara saygılar sunuyorum. Bugün benim size çok kısa bir mesajım var. ATAKA gibi aşırı milliyetçi, Türklerin Bulgaristan'dan kovulmasını isteyen bir parti, şu anda GERB ile birlikte iktidar ortaklığı yapıyor. Beş dakika ana dilimizde haberleri çok görüp yasak edilmesini istiyor. Bunlar iktidara geldiğinde 16 yıl önceki mahkeme kararını ortaya çıkarıp, Binbaşı Gencev'in Müftülüğe atanmasını hak tanıyor. Siz mağdurlara soruyorum, "Siz bu tür siyaset için mi Belene'de çürüdünüz?" Hayır, değil mi?! Biraz önce Rufat Bey ile tanıştığımızda ben ona, “Bugün sizin bayramınız ama acı hatıralar uyandıran bir bayramınız, dedim. O ise bana, "Ko olsun, acı hatıralar ama tarihten dersimizi alalım", dedi. Biz tarihten dersimizi aldıysak, birlik ve beraberliğimizi koruyacağız. ATAKA gibi partilerin iktidardan gitmesini sağlayacağız, Türk tiyatrolarını yeniden açacağız, Ehliman Çoban gibi sanatçılarımız kültürümüzü sadece Bulgaristan'da değil, tüm dünyaya duyuracak. Yapılacak seçimlerde iktidar parti Ardino'ya Belediye Başkan adayı çıkarabilir. Belki bağımsız gösterir kendini ama bilin ki bu kişilerin ardında ATAKA ve GERB vardır. Türklük sadece Türk ismi taşımak değil, kalp duygusudur. Vecdi Raşidov da Türklük duygusu olsaydı anasının adını taşıyan tiyatroyu kapatmazdı. Necmi ile Resmi'nin sözlerini dikkatlice dinledik. Genç ve olgun Belediye Başkanınız var. Sakın ona karşı çıkan diğer başkan adaylarına şans tanımayın. Birlik, beraberlik içinde olursak arzu ettiğimiz her seviyeye ulaşacağız. Bugün 24 Aralık, izninizle Genel Başkanımız Ahmed Doğan'ın sizlere en sıcak, kalbinin en derin yerinden gönderdiği selamları aktarmak istiyorum. O sizin bu gününüzü kutluyor ve 2011 yılında artık çok daha iyi, aydın bir siyaset belireceğini sizlere iletmemi istedi.", diyerek anma töreni kürsüsünden son konuşan oldu.

Rufat Ömer Yağcı, Kırcaali Haber okuyucuları için geçmişte yaşadığı kötü olayları kısaca şöyle anlattı: 1984 Eylül ayı sonrasında kökümüzde Bulgarlık varmış bahanesiyle gece gündüz demeden Türkler evlerinde basılarak cop ve silah gücüyle isimleri değiştirilmeye başlanıldı. Biz köyümüz Başevo'da (Hallar) bunu kabullenemedik ve 23 Aralık gecesi toplanıp karşı koymaya karar verdik. Ertesi gün Mleçino meydanına geldik. Burada yüzlerce kişi vardı. Ancak devletin asker ve milis güçleri bizi top tüfekle karşıladı. İtilerek ve dövülerek oradan kovulduk. Ve birkaç güne kadar önde olan bizler Belene kampına gönderildik. Neticede "Soya Dönüş" adı verilen aslında Bulgarlaştırma sürecini yaşadık".

Tören, Hak ve Özgürlükler Hareketi'nden etkin üyelerin, yurt içinden ve yurt dışından gelen duyarlı konukların ve yerli halkın Mleçino meydanındaki 24 Aralık 1984 Yılı Anıt Çeşmesine çelenk ve çiçek koyarak saygı duruşlarıyla son buldu.
Daha sonra Emin Hoca'nın yüzlerce kişi için hazırladığı sekiz kazan pilav orada bulunanlara dağıtıldı.

Resmiye MÜMÜN

25 Aralık 2010, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi

5 Ocak 2010, Kırcaali Haber Gazetesi 



Няма коментари:

Публикуване на коментар

web tasarım: nahit doğu