Düzenlenen anma töreninde HÖH Ardino İlçe Başkanı ve Ardino Belediye Başkanı Resmi Murad, HÖH Merkez Karar Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Parlamento Grubu Başkan Yardımcısı Lütfi Mestan, Kırcaali HÖH Milletvekili Necmi Ali, HÖH İl Başkanı ve Cebel (Şeyhcuma) Belediye Başkanı Bahri Ömer ve Belene mağdurları adına Sadulla Hayrullah konuşma yaptılar. Anma kürsüsünde daha 24 Aralık 1984 yılı olaylarını teşkilatlandıranlardan Rufat Yağcı ve Recep Taşçı, Siyasi Mağdurlar Vakfı Başkanı Halil Küçük, Kirkovo (Kızılağaç) Belediye Başkanı Şükran İdriz, Momçilgrad (Mestanlı) Belediye Başkanı Erdinç Hayrulla, Çernooçene (Yenipazar) Belediye Başkanı Osman Aydın, HÖH Kırcaali Gençlik Kolları Başkanı Ahmed Habip, Kırcaali Belediye Ombudsmanı Hakif Emin ve Ardino Meclis Başkanı Aydın Serkan yer aldılar.
Halka
hitaben ilk konuşmayı ev sahibi konumundaki Resmi Murad yaptı ve dedi ki: “Mleçino
meydanında gerçekleşen protestoya katılan insanlar kahramandır, en büyük kahramanlar
ise onun bedelini hapislerde yatarak ödeyenlerdir. Onları her zaman saygıyla anacağız,
aramızda olmalarını rica edeceğiz ve bu günü her zaman anacağız. Bu günün
kahramanları sizlersiniz. Eğer bu günleri anmazsak, saymazsak unutalacak. Bugün
partimizin gururu,
Parlamento'da sözcümüz Lütfi Mestan ellinci yaş gününü kutluyor. İzninizle
kendi adımdan ve sizlerin adından doğum gününü tebriklerken daha 50 yıl böyle
yüksek seviyelerde Türkleri temsil etmesini diliyorum. Hak ve Özgürlükler
Hareketi'nin iktidarda olduğu yıllarda gemimiz istediğimiz yönde yüzüyordu,
çünkü rüzgarı istediğimiz yöne estirerek halka iyi bir hizmet veriyorduk. Bugün
ise durum farklı. Biz yine gemideyiz, yüzüyoruz ve yine onu yönetiyoruz ama,
rüzgar bize karşı esiyor. Bu durumlarda bile gemi yönetmesinde tecrübe
kazandık. Biz hedeflerimize ulaşmamız için yelkenlerimizi nasıl
ayarlayacağımızıe biliyoruz. Yani gemimiz yine köylerimize ulaşacak ve
hizmetlerini sunacak. Bu başarımızı hep beraber çalışmalarımızla gösterdiğimizi
düşünüyorum. İnşallah, sizler
bunu önümüzdeki zamanlarda daha da iyi bir şekilde kanıtlayacaksınız. Çünkü
şimdiki rüzgarın estiği yönü diğer partilerden kullanmak isteyen kişiler
olacak. Onlar da, bizim gemimize destek olan rüzgar var, diyecekler. Ama şunu
bilin ki onlar o geminin yönünü kullanacaklar ama hizmetini buraya
getirmeyecekler. Çünkü o siyasi güçler bizim sorunlarımızı
paylaşmıyorlar."
Bahri Ömer konuşmasında ise: "Eskiden bu zamanda tütün
alım kampanyası bitiyordu. Tütünün fiyatı ve primin ne kadar olacağını
biliyorduk. Şimdi ise bir belirsizlik var. Burada yapılacak çok işler var.
Gerekirse birliğimizi başka başka hareketlerle göstereceğiz, biz varız
diyeceğiz. Hiçbir zaman elimizdeki nafakayı vermedik, bundan sonra da
vermemeliyiz. Hep beraber en doğru yolu bulup meydan okutmayacağız. Aynı
zamanda kültürümüzü yaşatacağız, oldukça dernekler kurup onu ayakta tutacağız.
1993 yılından beri Türkçe kitaplar basılmıyor, Türkçe okunuyor diyecek kadar az
okunuyor. Bu yönde elimizden geleni yapacağız. Daha altmışlı yıllarda Türk
tiyatromuz vardı. Onu canlandırdık ve kültür bakanımız Vejdi Raşidov'un annesinin
adını verdik, fakat buna rağmen onu kapattı. Zaten hükümetin gaflarının sonu
yok. Bu böyle ne zamana kadar devam edecek, bir Allah bilir. İki seçimi bir
günde yapacağız dediler ama, üçü de bir arada olabilir. Partimizin il ve ilçe
teşkilatları var, yani sağlam bir gücümüz var, temelimiz var. Bu güç sizden
geliyor. Bu güç oldukça, düşündükleri kalleşliği gerçekleştiremeyecekler",
dedi.
Onun ardından Necmi Ali : "26 yıl önce burada haklarımız
ve özgürlüklerimiz için savaş başlamış. Nerelerden nereye geldik. Bilindiği
gibi sekiz yıl iktidardaydık ve bu zaman zarfında Bulgaristan'ı Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi oldu. Bu dönemde
gençlerimize halka hizmet amacıyla çeşitli devlet makamlarında görevlendirdik.
Böylece hak ve özgürlüklerimiz gelişti. Ama sanırım, Sayın Genel Başkanımız
Ahmed Doğan'ın o zamanki mesajını unutur gibi olduk. O demişti ki, “Hak ve özgürlükler ebediyen
verilmiş değildir, hak ve özgürlükler için sürekli savaşmamız gerekiyor".
Görüyoruz ki, iktidar değişince hak ve özgürlüklerimize saldırı başladı. Sadece
dinimiz ve kültürümüze değil, ekonomi haklarımıza da saldırdılar. Hatta
Bulgaristan Ulusal Televizyonu'nda (BNT)
yayınlanan beş dakikalık Türkçe haberleri bile çok gördüler. 2011 yılı
bütçesinde tütün primleri öngörülmüyor. Bu da bizleri ekonomi açıdan sıkıştırıp
buralardan uzaklaştırmaya yönelik yapılıyor. Ama bu olmayacak! AB Parlamentosu'nda temsilcilerimiz var. Hiçbir
zaman, hiçbir kimse bizim sesimizi susturamayacak. Geçen günlerde bazı siyasi
güçler "HÖH'ün sonu geldi!", şeklinde yorumlar yaptılar. Bu devletin
geleceği hak ve özgürlük olmadıkça ilerleyemez. Bizi bölmeye çalıştılar,
müftülük konusunda, şimdi ise tütün. Biz savaşımızı sonuna dek vereceğiz. Hiç
kimse kendi kendine kabul ettiği bir kanunla halkımızı silip süpüremez. Biz
beraber oldukça, bizler ile, baş başa, karşı karşıya oturup tartışacaklar ve
bizim haklarımızı verecekler", şeklinde konuştu.
Belene mağduru Sadullah Hayrullah ise: "Yıllarca
hapislerde olduğumuz sürede barıştan, güzellikten, özgürlükten yana dostlarla
konuşmayı çok arzu ettik ve bugün burada hep beraber olmamız çok mutlu bir
olay. Dostluğumuzu, hoşgörümüzü birbirimize ekleyip binalar yapmayı, önümüzde
yolların aydın olması için beraber olmamızın onurunu yaşıyoruz. Çünkü alimler şöyle demişler: "Yok ise kalbinde
sevgi, merhamet, yoktur Allah'ın evinde keramet". O zamanlarda bizleri
destekleyecek eş dost, güç aradık, ama bulamadık, çünkü zaman öyleydi. Ve ben
çilelerimizi ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'e anlatmak istedim sanki yanımızda
olup yardım edecekmiş gibi. Bu 5 Ocak
1985'te yazdığım “Atama Çağrı"
şiiriyle oldu. İzninizle sizlerle paylaşacağım. Dilerim Türkiye gücümüzü
kuvvetimizi er meydanlarında nasıl doldurmuşsa, her tarafımız öyle dolsun
taşsın! Herkes görsün ki bu azınlık kimsesiz değil. El ele vererek birlik
beraberlik içinde yaşamayı, barışı sevenleri milliyetçilik ruhunda değil,
insanlık ruhunda yaşamak istediklerini görsünler", dedi.
HÖH Başkan Yardımcısı Lütfi Mestan: "Allah'ın emriyle
bu gün 50 yaşını dolduruyorum. Bu doğum günümde sizlerle birlikte olmaktan
mutluluk duyuyorum. 26 yıl önce Tırnovo'da üniversite öğrencisiydim. Belki
sizler burada savaş yürütüyorken ben şenleniyormuşumdur. Bundan dolayı bugün
Bulgaristan Parlamentosu'nda dördüncü kez milletvekiliysek, bunu sizlere
borçluyuz. O zamanlarda halkımıza sahip çıkanlara saygılar sunuyorum. Bugün
benim size çok kısa bir mesajım var. ATAKA gibi aşırı milliyetçi, Türklerin
Bulgaristan'dan kovulmasını isteyen bir parti, şu anda GERB ile birlikte
iktidar ortaklığı yapıyor. Beş dakika ana dilimizde haberleri
çok görüp yasak edilmesini istiyor. Bunlar iktidara geldiğinde 16 yıl önceki mahkeme kararını ortaya
çıkarıp, Binbaşı Gencev'in Müftülüğe
atanmasını hak tanıyor. Siz mağdurlara soruyorum, "Siz bu tür siyaset için
mi Belene'de çürüdünüz?" Hayır, değil mi?! Biraz önce Rufat Bey ile
tanıştığımızda ben ona, “Bugün
sizin bayramınız ama acı hatıralar uyandıran bir bayramınız”, dedim. O ise bana, "Ko olsun, acı
hatıralar ama tarihten dersimizi alalım", dedi. Biz tarihten dersimizi
aldıysak, birlik ve beraberliğimizi koruyacağız. ATAKA gibi partilerin iktidardan
gitmesini sağlayacağız, Türk tiyatrolarını yeniden açacağız, Ehliman Çoban gibi
sanatçılarımız kültürümüzü sadece Bulgaristan'da değil, tüm dünyaya duyuracak.
Yapılacak seçimlerde iktidar parti Ardino'ya Belediye Başkan adayı çıkarabilir.
Belki bağımsız gösterir kendini ama bilin ki bu kişilerin ardında ATAKA ve GERB
vardır. Türklük sadece Türk ismi taşımak değil, kalp duygusudur. Vecdi Raşidov da Türklük duygusu
olsaydı anasının adını taşıyan tiyatroyu kapatmazdı. Necmi ile Resmi'nin
sözlerini dikkatlice dinledik. Genç ve olgun Belediye Başkanınız var. Sakın ona
karşı çıkan diğer başkan adaylarına şans tanımayın. Birlik, beraberlik içinde
olursak arzu ettiğimiz her seviyeye ulaşacağız. Bugün 24 Aralık, izninizle
Genel Başkanımız Ahmed Doğan'ın sizlere en sıcak, kalbinin en derin yerinden
gönderdiği selamları aktarmak istiyorum. O sizin bu gününüzü kutluyor ve 2011
yılında artık çok daha iyi, aydın bir siyaset belireceğini sizlere iletmemi
istedi.", diyerek anma töreni kürsüsünden son konuşan oldu.
Rufat Ömer Yağcı,
Kırcaali Haber okuyucuları için geçmişte yaşadığı kötü olayları kısaca
şöyle anlattı: “1984 Eylül ayı sonrasında kökümüzde
Bulgarlık varmış bahanesiyle gece gündüz demeden Türkler evlerinde basılarak
cop ve silah gücüyle isimleri değiştirilmeye başlanıldı. Biz köyümüz Başevo'da
(Hallar) bunu kabullenemedik ve 23 Aralık gecesi toplanıp karşı koymaya karar
verdik. Ertesi gün Mleçino meydanına geldik. Burada yüzlerce kişi vardı. Ancak
devletin asker ve milis güçleri bizi top tüfekle karşıladı. İtilerek ve
dövülerek oradan kovulduk. Ve birkaç güne kadar önde olan bizler Belene kampına gönderildik. Neticede
"Soya Dönüş" adı verilen aslında Bulgarlaştırma sürecini
yaşadık".
Tören, Hak ve Özgürlükler Hareketi'nden etkin üyelerin, yurt
içinden ve yurt dışından gelen duyarlı konukların ve yerli halkın Mleçino
meydanındaki 24 Aralık 1984 Yılı
Anıt Çeşmesi’ne çelenk ve çiçek koyarak saygı duruşlarıyla son buldu.
Daha sonra Emin Hoca'nın yüzlerce kişi için hazırladığı sekiz kazan pilav orada
bulunanlara dağıtıldı.
Resmiye MÜMÜN
25 Aralık 2010, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
5 Ocak 2010, Kırcaali Haber Gazetesi
Няма коментари:
Публикуване на коментар