Bulgaristan Devlet Televizyonu (BNT), 25 Yıl Özgür Bulgaristan Girişimi kapsamında komünizm kurbanlarına ithaf edilen "Açık Dosyalar" adlı belgesel dizisinin 6.bölümünde "Totalitarizmi, Halil Rasim'in Ağzından Dinleyelim" adlı belgeseli yayınladı. 21 Aralık 2014 tarihinde yayınlanan belgeselin senaristi araştırmacı gazeteci Hristo Hristov, yönetmen ise Lyubomir Mladenov. 27 dakikalık belgeselde Kırcaali Siyasi Tutuklular Vakfı Başkanı olan Halil Rasim, komünizm döneminde başına gelen olayları anlatıyor. Belgeselin çekimleri Kırcaali, Stara Zagora (Eskizağra) ve Belene Adası’nda yapılmıştır.
72 yaşında olan Halil Rasim, yaşadığı olayları şöyle anlatıyor: "Bulgaristan'da doğan herkes örneğin ben gibi vatanını ve insanını sevmeli ve saygı duymalıdır. Vatanını ne İsviçre, ne de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile değiştiremezsin. Vatanından uzak kalınca insan anlıyor ki, çocukluğunun geçtiği yere ömür bağlı kalacak. Mahkum edildiğim bina o zaman Halk Ordusu Evi idi. İç kısmında sinema salonu vardı. Bu salona benim ve arkadaşlarımın neden mahkum edildiğimizi öğrenmek isteyenler sığmadı. Beni mahkeme salonuna taşıdıkları cenaze arabası kalabalığın arasından zor geçti. Daha sonra 23 yaşında bir gencin neden 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığına anlam veremedikleri için çoğunun bana acıyarak ağladıklarını öğrendim. Ben başka bir devletin yararına çalıştığım gerekçesiyle mahkum edildim. Bu doğru bir şey değil. 1967 yılında Kırcaali İl Milis Komitesi binasında hakkımda başlatılan soruşturma kapsamında 3 ay gözaltında kaldım. Daha sonra bir şehirde toplumun önde gelen isimlerin Bulgarlaştırma sürecine ön hazırlık olarak tutukladıklarını öğrendim. Bizler o yıllarda başımıza geleceğinin farkında değildik, ama bizlerden önce Pomakların adlarının değiştirildiğine şahit olduk."
Çekimlere Kırcaali'de katılan bir arkadaşını şöyle
tanıtıyor: "Bu arkadaş benim Stara Zagora'da 14 yıl yattığım hapis
arkadaşım. Onunla girişte merdivenlerde karşılaştım. O, benden önce burada 3 yıl
yatmıştı. Daha sonra 8 yıl birlikte hapiste yattık. O zamandan beri o benim en
iyi arkadaşım." Arkadaşı, "Bizler hep beraberiz.
Küçükten biliriz birbirimizi. Bizler boşuna hapiste yattık. Suçlandığımız
şeylerle alakamız yoktu" diye ifade ediyor.
Yanlarına başka bir arkadaşı da gelince Halil Rasim,
"Bu arkadaşla da Belene Kampı’nda birlikteydik. Oradan sonra ben o
zamanki Mihaylovgrad'ın Vılçedrım köyüne, o ise Zlatiya köyüne sürgüne
gönderildik" diyor. 1985 yılında hiçbir suçu olmadan Belene Temerküz Kampı’na
sürüldüğünü anlatan arkadaşı, burada 2 yıl kaldıktan sonra 3,5 yıl da sürgünde kaldığını paylaşıyor.
Daha sonra Halil Rasim, Kırcaali'de Kliment Ohridski Sokağı’nda 18 Şubat 1943 tarihinde doğduğu evin
yerini gösteriyor. Ev bugün yok. Tutuklandığı zaman sabah saat 5.00 civarında
yataktayken beş altı milisin üç cip araba ile gelip buradaki evini bastıklarını
ve ellerini kelepçeleyerek tutukladıklarını paylaşıyor. Çekimler sırasında
burada karşılaştığı bir Bulgar komşusuyla kısa sohbette bulunuyor.
Daha sonra Stara Zagora Cezaevinde ilk 3-4 ayda sıkı
güvenlik rejimine tabi tutularak tek başına yattığı hücreyi gösteriyor. Saat
9.00-10.00 arasında 40 dakika dışarı çıkarıldığı sırada önünde ve arkasında
bulunan mahkumlarla aralarında 10 metre mesafe korunduğunu belirtiyor.
Ayakkabının ipini bağlamak için durduğu sırada arkasından gelen diğer
mahkumların da durduklarını hatırlıyor. Buradayken hiç kimseyle konuşma hakkı
olmadığını söylüyor. Devamında şu ifadelere yer veriyor: "Burada yattığım
ilk 3-4 ay içerisinde sürekli 20 yılımı burada nasıl geçireceğimi ve buradan
çıkınca benim hayatımın ne olacağını düşünüyordum. Bir gün çaresizlik içinde
hücremde sırt üstü yatıyordum. O sırada bir uçak sesi duydum. Kendi kendime
dedim ki, eğer onu küçük penceremden görebilirsem, demek ki bir gün bu delikten
çıkacağım. Fakat onu görebileceğime inanmıyordum. Yine de pencereye baktım ve
bir anda uçağı gördüm. Bunu Allah tarafından bir işaret olarak kabul ettim ve
gün gelince buradan kurtulacağımı anladım. Diğer mahkumların yanına beni
değiştirdikleri zaman onların hapiste olduklarının umurumda olmadığını gördüm.
Bunu nasıl başardıklarını ilk önceleri anlamakta zorlanıyordum, ama onlar bana da cesaret veriyorlardı.
Sonra ben de benden sonraki gelen mahkumlara motive edici tavsiyeler vermeye
başladım. Bu hapiste komünizm rejime karşı gelenler yatıyordu. Onların arasında
Georgi Zarkin, Nikolay Popov, Petır Boyaciev, Alfred Foskolo, İliya Minev,
Vasil Uzunov bulunuyordu. Foskolo, Fransa Büyükelçiliği tarafından yapılan
ziyaretlerde bu hapiste çok sayıda suçsuz, 20 yaşlarında gençlerin de yattığını
belirtiyormuş. Bizler bunu duyunca dünyanın bizim halimizden haberdar olduğu düşüncesiyle biraz rahatlıyorduk.
Hapisten çıkınca daha birinci ayda ben evlendim. Bir yıl sonra bir erkek evlat,
ardından iki yıl sonra da bir kız evlat sahibi oldum. Hapisten çıktığımdan 3
yıl 10 ay sonra tekrar beni işyerimde tutukladılar".
Kırcaali'de marangoz olarak çalıştığı Breza Mobilya
Fabrikası'nı gösteriyor. Halil Rasim, "Bir gün iki sivil milis geldi.
Onlardan ailem, akrabalarım dahi şehirdeki bütün Türklerin adlarının
değiştirildiğini öğrendim. Ben zaten acaba bana sıra ne zaman gelecek diye
kendi kendime düşünüyordum. Çünkü kardeşimin ismini silah zoruyla
değiştirmişler. Ben artık nasıl hareket ettiklerini biliyordum. Bir gün beni
fabrikada müdürün odasına çağırdılar. Yanında yabancılar olduğunu gördüm. Bana,
"Senden başka herkes ismini değiştirdi. Kendine yeni bir Bulgar ismi
seçmen lazım" dediler. Ben, "Benim ismim var. Yabancı ad kabul etmiyorum"
dedim. Biri bana, "Sen Bulgar'sın" dedi. Ben, "Bütün sülalemi
araştırdım, kim olduğumu, nereden geldiğimi biliyorum, ben Bulgar milletine
mensup biri değilim. Ben Türküm, adımı değiştiremem" dedim. Biri yanıma
geldi ve kulağıma, "İnatlaşma. Zorla da olsa biz senin adını gene
değiştireceğiz. Bak, 14 yıl hapiste yatmışın. Biraz taviz ver. Biz sana
Bulgar'sın demiyoruz zaten. Fakat sen adını değiştirmeyen son Türk'sün. Öyle
veya böyle adını değiştireceğiz. Bir ad seç kendine" diye fısıldadı. Ben,
"Ben ad seçemem" dedim. O zaman kendi aralarında konuşmaya
başladılar. "Adın ne diye", sordular. "Halil" deyince,
"Halil'e uygun bir ad yok, sana Aleksandır adını vereceğiz. Ne
dersin" diye sordular. Ben, "Ben yeni bir ad kabul etmiyorum. Siz
bana adı beğenip beğenmediğimi soruyorsunuz. Kabul etmiyorum" dedim.
Böylece bu fabrikada bana ikinci bir ad, yani Bulgar adı verildi" diye
hatırlıyor.
Siyasi mağdur, Belene
Adası’nda,
"Buraya beni 1985 yılında gerçekleştirilen soykırım süreci esnasında
getirdiler. Benim ailem ve akrabalarım 5 yıl boyunca benden haber alamadı.
Sürekli polise gidip beni soruyorlarmış. Onlar, "Bizler de bilmiyoruz. Onu
tutuklama emri verildi. Nereye götürüldüğünü bilmiyoruz" diyorlarmış.
Belene Kampı’nda rejim, cezaevindeki rejime benzerdi. Müslüman
olduğumuz için bizlere yemek
olarak Kur’an'da
Allah'ın emriyle yenmesi yasak kılınmış domuz eti veriyorlardı. Burada bir
buçuk yıl yattıktan sonra bizleri 3-4'er, 5-6'şer olmak üzere Bulgaristan'ın
çeşitli yerlerine sürgün ediyorlardı. Mesela bazılarını Bobov Dol'a gönderdiler.
Beni Mihaylovgrad'ın Vılçedrım köyüne sürdüler. Orada 3,5 yıl sürgünde geçirdim.
Bizler Belene Kampı’nda yatanlar her yıl bir araya toplanıp
komünizm kurbanlarının anısına saygımızı gösteriyoruz. Belene Kampı’nın
olduğu yere bir anıt dikilmesini istiyoruz. Çünkü komünizm döneminde burada
yapılan işkencelerin, öldürülenlerin bilinmesini istiyoruz. Bu bizim boynumuzun
borcu, çünkü genç nesil totaliter rejim sırasında olup bitenden haberdar
değil" diye ifade ediyor.
Halil Rasim Kimdir?
Kırcaali Siyasi Tutuklular Vakfı Başkanı Halil Rasim, 1943 yılı Kırcaali doğumlu. 23 yaşında
başka bir devlete ajanlık yaptığı gerekçesiyle tutuklanıp 20 yıl hapis cezasına
mahkum edildi. Toplam 14 yıl Stara Zagora Cezaevi'nde tutuklu kaldı. Hapisteki
siyasi mahkumlar arasında İliya Minev, Georgi Zarkin, Alfred Moskolo ve başka
siyasi muhaliflerle karşılaştı. Hapisten çıkınca Kırcaali'ye döndü ve aile
kurdu. Şehirdeki Breza Mobilya Fabrikası'nda çalışmaya başladı. Bulgarlaştırma
süreci esnasında Türk adını Bulgar adıyla değiştirmeyi kabul etmediği için 1985
yılında rejim karşıtı olma suçuyla hüküm giymeden Belene Adası’ndaki temerküz kampına sürüldü. Burada
zorla isim değiştirme kampanyasına karşı çıkan ve akıl almaz işkencelere maruz
kalan 500 Türk ve Müslümanlar ile birlikte yattı. Bir buçuk yıl sonra o zamanki
Mihaylovgrad'ın Vılçedrım köyüne sürgüne gönderildi. Burada ailesinden ayrı
kaldı, camcı olarak
çalıştı. 1989 yılında Bulgaristan'dan sınır dışı
edildi, Türkiye'ye yerleşti. Demokrasiye geçiş döneminde Bulgaristan'a dönüş
yaptı.
Video: http://bnt.bg/predavanyia/otvoreni-dosieta/otvoreni-dosieta-za-totalitarizma-ot-pa-rvo-litse-halil-rasim
Resmiye MÜMÜN
12 Şubat 2015, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
4 Mart 2015, Kırcaali Haber Gazetesi
Няма коментари:
Публикуване на коментар